Hayat Hikayeleri
Ali Talip KARSAN
Ýlk olarak Ýstanbul’un Beyoðlu ilçesi Emniyet Amirliðine atanmýþ..

1908 de 31 Mart Vakasý ve arkasýndan Mahmut Þevket Paþa Hükümeti'nin polis teþkilatýnda yaptýðý deðiþikler ve tayinler neticesi , Bilecik’e polis müdürü olarak atanmýþ. 1909 Senesinde Küplüde Kaydý oðlu Demirci Mehmet Aða'nýn kýzý Ümmü Gülsüm (Karsan)la görücü usulü evlenmiþ.

Aþaðýdaki hikaye oðlu Avni KARSAN tarafýndan torunu Demir KARSAN'a nakledilmiþtir:

"Yunanlýlarýn Bilecik’e doðru ilerlemeleri üzerine, Küplüdeki evimizden ayrýlýp, Eskiþehir üzerinden Ankara'ya gitmek kararý verildi.

Evdeki bütün kap kaçak ve diðer ufak tefek dayanýklý eþyalarý bir kazana doldurarak bahçeye gömdük. ( 1922 sonunda döndüklerinde evlerini yanmýþ, yok olmuþ bulmuþlar. Kazaný yerden kazma ile söküp ,  çýkarmaya çalýþýrken kenarý delinmiþ. Bu kazan epey uzun  bir sure Ali Talip bey'in evinde hatýra olarak saklandý. Sonra ne olduðu bilinmiyor). Bir kaðný arabasýna çocuk ve kadýnlarý bindirip, erkekler de arkadan yürüyerek , Eskiþehir!e doðru hareket edildi.

Bir köyden geçerken terk edilmiþ bir fýrýn gördük. Fýrýnda hala piþmekte olan ekmekler ve piþmeðe hazýr ekmek hamuru vardý. Piþmiþ ekmekleri yanýmýza aldýk. Hamuru da ekmeklere ayýrýp, fýrýna, arkadan gelenlerin yemesi için,verdik ve yolumuza devam ettik.

Yolda bir genç kadýna rastladýk. Ýkiz bebeklerini Eskiþehir'e doðru taþýmaya
çalýþýyordu. Çocuðunun birini yol kenarýna oturtuyor, diðerini kucaðýna alýp yüz adým kadar ileriye götürüp býrakýyor, gelip diðer çocuðunu alýyordu.

 Yalýnayak, terli, kirli, periþan ve umutsuz bir durumdaydý. Yanýmýza aldýk. Ýkizleri kaðný arabasýna oturttuk. Annemler (Gülsüm KARSAN) yanlarýndaki eski entarilerden çocuklara alt bezi yapýp çok kirli olan bezlerini deðiþtirdiler. Genç kadýn da kaðný'nýn arkasýndan, hiç þikayet etmeden, Eskiþehir'e kadar yürüdü. Kocasý  askerdeymiþ.Yunanlýlar gelince tecavüz ederler korkusuyla kaçýyormuþ.

Eskiþehir'e gelip yaþlýlarý oradaki akrabalara býraktýk. Bir süre dinlendikten sonra Ankara'ya gitmek için istasyona gittik. Askeri harekât dolayýsýyla trenler asker ve muhimmat taþýyor ve tek tük yolcu treni kalkýyordu. Yunanlýlarýn  Eskiþehir'e yaklaþtýklarýný ve Anadolu'ya en son trenin kalkmak üzere olduðunu öðrendik (bu konuda sonradan "Son Tren" adlý bir roman yazýldý). Tren'e yerleþtik. Trenin içi, koridorlarý, sahanlýklarý, tepesi, salkým, salkým binlerce insan doluydu. Arada sýrada, lokomotifin yakýtý bitince, yolcular yakýdaki çalýlýk ve ormanlýklardan odun keserek,yolculuðun devamýný saðlýyorlardý.

Ankara'ya gelip Güdül Köyü'ne yerleþtik. Yanýmýzda para pulumuz yoktu. Birden büyük bir yoksulluk içine düþmüþtük. Kadýnlar leblebi, akide þekeri vesaire yapýp satarak, erkekler de muhtelif basit iþler görerek hayatýmýzý sürdürdük. Köyde bilen olmadýðýndan, okuma yazma bilmek  iþimize yaradý. Ufak baðýþlar veya hediyeler karþýlýðý köylülerin askerdeki eþlerine, oðullarýna veya yakýnlarýna mektup yazýyor veya gelen mektuplarýný okuyorduk. Bir sure sonra (1921 sonunda olsa gerek) Babam (Ali Talip Bey) yeni hükümette görev aldý ve bizler de Ankara'ya taþýnýp
Taþ han civarýnda bir eve yerleþtik. Ýstiklal Savaþý'nýn kazanýlýp Bilecik ve Bursa'nýn kurtuluþuna kadar Ankara'da kaldýk. Ýstiklal Savaþý sýrasýnda okula gidemedim ve tahsilim iki sene uzadý."

1921 yýlý sonunda Ali Talip Bey yeni hükümette görev aldý.

Ýstiklal Savaþý'nýn bitiminde Ali Talip Bey, Bursa'ya Türk Eðitim Derneði Bursa Lisesi'ne muhasebe þefi olarak atandý ve orada emekli oluncaya kadar çalýþtý. Ayný zamanda uzunca bir süre Türkiye Kýzýlay Derneði'nde gönüllü olarak görev yaptý ve Bursa Þubesi Baþkanlýðýna kadar yükseldi.

Emekliliðinden sonra Kýzýlay'daki çalýþmalarýna devam etti. Bu sebepten dolayý kendisine bir de þükran madalyasý verildi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa yönetim kurulunda da görev yaptý.

1947 Senesinin Ekim ayýnda Küplüde Kardeþi Ýsmail Hakký KARSAN'ýn Oðlu Orhan KARSAN’ýn düðününden bir gün önce, uzunca bir suredir çekmekte olduðu anjin puatrin (kalp yetmezliði)nin sebep olduðu kriz sonunda vefat etti. Bu Nedenle Orhan ve Memduha  KARSAN’ýn düðün þenlikleri iptal edildi.

Ali Talip Karsan Bilecik'in Küplü Nahiyesi mezarlýðýnda KARSAN Ailesi'ne ayrýlan bölümdedir.Yukarýdaki hayat hikayesi,torunu Ýsmail Demir KARSAN tarafýndan  09 Temmuz 1994 de derlendi.

Hüseyin Avni KARSAN :

Babam Hüseyin Avni Karsan, Babaannem Gülsüm KARSAN'ýn söylediðine göre, 1911 Senesi Kýþýnda (Þubat olduðu tahmin ediliyor) Bilecik’in Küplü Nahiye'sinde Dünya'ya gelmiþ.

Babamýn Çocukluðu
Babasýnýn Bilecik emniyetindeki görevi, Dedesi Sarý Mehmet Aðanýn Bilecik'teki býçakçý dükkaný ve diðer dedesi Mehmet Aða'nýn Küplüdeki demirci atölyesi dolayýsýyla çocukluðunun ilk seneleri Küplüde geçmiþ

Babam çocukluðu sýrasýnda Bilecik ve Küplüdeki Dedelerini, Babaanne ve Anneannelerini ziyaret ettiði zamanlardaki hatýralarýný sýk,sýk anlatýrdý. O zamanlar çocuklar ve öðrenciler kýrmýzý fes giyerlermiþ. Fesinin içine yanan mum koyarak Küplüdeki Karasu Deresi'nde yüzdürürmüþ, Bayramlarda harçlýðý ile çamur (kil) satýn alarak çamur patlatma/ütme oynarlarmýþ., Bilecik'teki sarp ve dik Dumba Kaya'ya týrmanýþýný, düðünlere Küplü halkýna minareden çaðrý yapýlarak, kaþýklarýný alýp zerde ve pilav yemeðe davet ediliþlerini, damat ve saðdýç’ýn düðünden önce bataklýkta çamura yatýp içerek sarhoþ oluþlarýný ve bunlara benzer birçok mahalli adetleri ve çocukluk hatýralarýný anlatmaða bayýlýrdý.

O zamanlar, erkek çocuklara, askere gitme hakký diyerek, iki buçuk üç yaþýna kadar süt emzirmek adetmiþ. Kendisi iki buçuk yaþý civarýnda iken Ana okulundan yürüyerek eve gelip Annesine "hadi ana beni kundakla ve emziriver" deyiþini hatýrlar ve gülerek anlatýrdý. Baba'mýn çocukluðu Birinci Cihan Harbi'ne rastlar. !918de Osmanlý Ýmparatorluðu'nun harpten maðlup çýkmasý neticesinde, 1919 senesinde Yunanlýlar Ýzmir'e çýktýlar ve ilerleyerek Bursa ve Bilecik ‘i iþgal ettiler. Dedem Ali Talip Bey ve ailesi Yunan iþgalinden önce, Mart 1920 de ( Babam on bir yaþýnda iken,) Bilecik’i terk ederek önce Ankara Vilayeti'nin Güdül Köyü'ne ,oradan da Ankara þehrine göç etmiþler. Bu göçle ilgili hikayeler Dedem Ali Talip Bey'in hayat hikayesinde anlatýlmýþtýr.

Babamýn Gençliði
Ýstiklal Savaþýnýn kazanýlmasý, Türkiye Devletinin kuruluþu ve Yunanlýlarýn iþgal ettikleri yerlerden çekilmesi üzerine, KARSAN ailesi tekrar Bilecik’e dönmüþ. Dönüþlerinde eski Bilecik nüfusunun neredeyse yarýsýný teþkil eden Rum ahalisinin Yunanistan'a göç ettiðini öðrenmiþler.
Babam, dönüþte ilkokulu bitirerek 1924 senesinde Bursa Lise'sine girmiþ ve 1931 de buradan mezun olmuþ. Bursa Lisesi, Ankara Koleji'ni (eski adi Yeniþehir Lisesiydi) de iþleten Türk Eðitim Derneði'nin okullarýndan birisidir. Liseden mezuniyetinden sonra, Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nin (ÝTÜ) giriþ imtihanlarýnda baþarýlý olup, Ýnþaat Fakültesi'nde mühendislik tahsiline baslamýþ. O zamanlarda mühendislik tahsili altý sene sürüyormuþ.

1937 Senesinde inþaat Mühendisliði Fakültesi'nin Su Mühendisliði dalýnda ihtisasýný tamamlayarak, mezun olmuþ ve askerlik görevine baþlamýþ.




Ýsmail AYAZ

1921 yýlýnda Bilecik ili Küplü Nahiyesi YAYLA (Süleymaniye) Köyünde dünyaya gelmiþtir. Babasýnýn adý da Ýsmail’dir. 1.Ýnönü savaþlarýnda Gündüzbey cephesinde topçu çavuþu idi. Yunanlýlarla, bataryasýnýn baþýnda savaþýrken üzerine düþen top mermisiyle Güngörmez deresinde þehit olmuþtur. Ýsmail Ayaz babasýnýn þehit oluþundan 7-8 ay sonra dünyaya gelmiþtir bundan dolayý babasýnýn adý konmuþtur. Ýlkokulu Bilecik’te okumuþtur. Ýsmail Ayaz Askerliðini 1941-1945 yýllarý arasýnda Ýstanbul ve Trakya da muhtelif birliklerde yapmýþtýr.

1940’lý yýllarýn baþýnda Ankara’dan ve Eskiþehir’den Bursa’ya karayolu yoktu. Trenle Demirköy istasyonuna inilirdi. Burada 15-20 kiþilik Austin veya Chevrolet kaptý kaçdýlarla Bursa’ya gidilirdi. Ýsmail Ayaz askerden evvel bu araçlarda çalýþmaya baþlamýþtýr.1950’li yýllarda burunlu Mercedesler þasi olarak (önden motorlu) Türkiye’ye gelmeye baþladý bu Mercedes’ler’den 1’er yýl ara ile 2 tane alýp, otobüs yaptýrmýþ, Dayýsý ile ortak olarak Osman Ege ve Kamil Koç’ta Bursa’dan Ýstanbul-Ankara ve Ýzmir’e yolcu taþýmýþtýr.

Otobüsçülüðe bu yýllarda baþlamýþtýr.
1960’lý yýllara gelirken 2 adet Mercedes otobüs alarak,Bursa dan Eskiþehir’e yerleþmiþtir. 1960 Yýlýnda Eskiþehir merkez yapýlarak, Ýstanbul seferlerine baþlanmýþtýr.

Erþanlar Et 
1946 yýlýnda, Ýpek Yolu güzergahýnda bulunan Bilecik'in Küplü nahiyesinde Sefer ERÞAN ve oðlu Ömer ERÞAN’ýn açtýklarý kasap dükkaný, Erþan Et'in temellerini oluþturmuþtur.

Sefer ve Oðlu Ömer  ERÞAN, Daha sonralarý Orhangazi mahallesi giriþinde bulunan Hayvan Çifliðini kurmuþ, bu çiftlik geliþtirilerek, günümüzdeki ERÞAN Et entegre tesislerini oluþturmuþtur.

Þirketin Baþýnda Ömer ERÞAN’ýn oðullarý Erdal ile Selçuk ERÞAN bulunmaktadýr.