Yunan Mezalimi

Bilecik merkezi ile merkeze bağlı köy ve kasabalardaki Yunan mezalimiyle ilgili rastladığımız ilk belge, 25 Ocak 1921 tarihini taşımaktadır. Bu belge, Batı Cephesi Askeri Polis Teşkilatı11 Başkanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey tarafından hazırlanmış bir rapordur. Batı Cephesi Komutanlığına gönderilen bu raporda; Bilecik’in 1. işgali ve bu esnadaki Yunan vahşetinden şöyle söz edilmektedir:
“Bilecik Kasabası’nda 1800 hane ve 330 dükkan ve 18 han ve dört hamam ve iki tekke ve bir mescit ve sekiz cami-i şerif ve iki ipek fabrikası ve dokuz fırın ve altı emâkin-i amiriye (devlet dairesi) ve iki medrese muhterik olmuştur (yanmıştır)
Mutasarrıf Salih Bey’in Batı Cephesi Komutanlığı’na gönderdiği 14 Nisan 1921 tarihli raporunda Yunanlıların yaptığı vahşet şu cümlelerle dile getirilmektedir:

KÜPLÜ
Küplü Kasabası’ndaki Velüyittin Paşa Cami-i şerifi minberi tahrip edilip, caminin bütün eşyası ayaklar altına alınmıştır.


Nahiye halkının ileri gelenlerince tanzim edilen 11 Nisan 1921 tarihli tutanakla Küplüde yerli Rumların ve Yunan askerinin yaptıkları şöyle belirtilmektedir:

“Düşman Mart’ın 24. günü Küplüye girmiştir. Kasabada Müslüman namına kimse kalmamış geri köylere gitmişlerdi. Kalan bir kaç kişi de Baş köy,  Bekdemir köylerine çekilmişlerdi. Düşman ile beraber Küplünün evvelki işgalinde kaçmış olan Rumlar ile birlikte Bursa havalisi Rumları da Küplüye gelmişler,Boş ve sahipleri çekilmiş bir halde bulunan evleriyle dükkanlarını o gün hatta gecesi yakmaya başlamışlar.. İşlerine yarayacak eşyayı almışlar,. Bazısı da tamamen tahrip etmişlerdir. Evlerin pencere ve çerçevelerini hatta döşemelerine varıncaya kadar kırıp parçalamışlardır
Cami’nin büyük kilimini büyüklüğünden dolayı taşıyamadıkları için dört beş parça ya ayırarak, otomobille götürmüşlerdir. Cami’nin minberi, levhaları, şerefeleri yıkılıp tahrip edilmiştir.

Medrese’nin kütüphanesi sokaklara dökülmüş, sokakları, meydanları kitap yapraklarından geçilmez bir hale getirmişlerdir. Mahalle ve Çarşı Camilerinden her ikisinin camları, levhaları, avizeleri parçalanmıştır. İçlerine pislemek, Kuran-ı Kerimleri parçalamak ve ayak altında çiğnemek ve abdesthanelere (tuvaletlere) atmak gibi adilikler yapmışlardır.

Diğer taraftan Bilecik Tahkik Heyetinin 17 Nisan 1921 tarihli raporundaki cetvelde Küplüden 311 kişinin Yunan zulmüne maruz kaldıkları gösterilmektedir. Dağılım ise şöyledir:
Şehit 34, Yaralı 25 , kayıp 25 ,  işkence edilen 20, Beraber götürülen 120 kişidir.


Papatya karyesinden dört mazlum köylüyü kollarını bağladıktan sonra üzerlerine yaylım ateşi açarak üçünü şehit etmişlerdir.


Akdere karyesinden Nebioğlu Mehmet Ağa namında bir köylüyü para tehdidiyle sırtını, göğsünü kızarmış yağ ile yakmışlardır.


Rüstem karyesinden Said oğlu Kadir ve Muhtar Osman Ağa , bacaklarından ağaca asmak suretiyle işkence edilerek para talep edilmiştir.


Adları meçhul dört mazlumu kılavuz olarak kullandıktan sonra başlarını tüfek dipçiği ile parçalamak suretiyle Akçabikar karyesinde şehit etmişledir.


KÜPLÜ-AŞAĞIKÖY
Köy İhtiyar heyetince tanzim edilen 12 Nisan 1921 tarihli tutanakta belirtildiğine göre, köyün I. işgali sırasında halkın göz önünde Muhtar Hasan Efendi öldürüldüğü ve bir kaç kişi de para için kesmeye yatırıldığından köylü düşman gelmeden önce harp sahası dışına kaçmıştır. I. işgal sırasında köylünün tüm koyun-keçi sığır ve merkep gibi hayvanları götürüldüğü için bu defa gelişlerinde hayvan bulamamışlardır. Ancak köylünün evleri yerli Rumlarla birlikte talan edildikten sonra ateşe verilmiş, cami ve mektep gibi yerleri yıkmışlardır.
KÜPLÜ-BAŞKÖY
24 Mart Cuma günü namazdan evvel düşman kaşif kuvvetleri olması muhtemel 8-10 atlının köye geldiği ve buradan da Küplüdeki Rumlardan birini kılavuz seçerek Kızılamlar, istikametine gittiği ve namazdan sonra da 8.00 sıralarında düşman süvarisinin köye indiğinden söz eden 12 Nisan 1921 tarihli tutanak şöyle devam etmektedir:

“Köy halkının ekserisi evlerinden çıkmaya ailelerini kaçırmağa vakit bulamamıştı. Ölüm korkusu altında inledik. Kapı dışarı hemen çıkamadık. Düşman kadar yerli Rumlar ve evvelki işgalde kaçıp ta bu düşmanla beraber gelen yerli Rumlar her türlü hareketi reva görüyorlardı. Öteden beri köy arkadaşlığı yaptığımız ( beş yüz haneden ibaret köyümüzün üç yüz hanesini Rumlar oluşturuyordu.) Bunların ileri gelen bazıları ırz ve namusumuza tecavüz edilmesine mani oldular. Yoksa o kaçıp ta gelen yani evvelki işgalde Yunan ordusuyla gidip de bu defa tekrar gelenler, köyün bir kısım palikaryalarıyla birlikte halkımıza her türlü hakaret kötülüğü yapacaklardı.

Her ne kadar köylünün ırz ve namusuna dokunulmamışsa da malları alınmıştır.

Aşağı mahalleden İmam Hoca İsmail Hakkı Efendi’nin üzerinden saatini almışlar. Biraz direnince, sopa ile dövmüşler ve göğsüne süngü dayamışlardır. Sağır oğlu Ömer Ağa’nın köy harici Gökçe Viran damlarında bulunan 250 baş koyun ve keçiyi sürüsüyle almışlar, oradaki halı kilim, eşyasını yağma etmişler, Hacı Mehmet Ağa’nın Kavaklı Koyudaki çiftliğini ve eşyasını yakmışlar ve hayvanlarını götürmüşlerdir. Arnavut Yunus Ağa ,eşyasını nakil ettiği Akçabikar köyünden daha öteye taşımak için vasıta bulamamış, orada bütün eşyasını düşman eline bırakmıştır.

Muhammet Çavuş’un yedi baş sığır hayvanı Mustafa Çavuş’un merkep ve koyunlarını, Toprak Osman Ağa’nın arabasını, Yunus Ağa’nın ineklerini, öküzlerini ve eşyasını gasp etmişlerdir.

Köyde her istendiğinde tavuk, yumurta ve kuzu vermek mecbur  edilmiştir. Arapoğlu Hacı Ömer Ağa’nın evini basarak iki inekle bir tosununu ve takımıyla bir arabasını almışlardır. Civelek Halil’in arabasını, Bikarcı Osman’ın hanesine girerek kıymetli eşyasıyla bir miktar parasını almışlardır. İşgal müddetince köy düşman erzak ambarı gibi müracaat edenlere arpa ve saman vermiştir”

KÜPLÜ-BEKDEMIR KÖYÜ
12 Nisan 1921 tarihli tutanağa göre, Bekdemir  Köyü 25 Mart 1921 tarihinde işgal edilmiştir. Düşman köyde bulduğu hayvanları almış, köylünün zahire ambarlarını yağma etmiştir. Köy halkından Ali Osman Çavuş ile Toprak Hasan Ağa’nın evlerini yakılmış. Molla Abdullah Efendi, Musa Mehmet oğlu Ali, Yetim Ahmet Ağa ve Havı Mustafa adındaki şahıslar şehit edilmiştir..

KÜPLÜ-KURT KÖYÜ
Bu köyde Bekdemir Köyü gibi 25 Mart günü işgal edilmiştir. 13-16 Nisan 1921 tarihli tutanaklarda belirtildiğine göre, köy gençlerinden Civelek oğlu Mehmet Ali ile Dodurgalı Mustafa’nın Ahmet şehit edilmişlerdir. Köy halkına çeşitli işkenceler yapılmıştır. Arpa aramak bahanesiyle düşman, evlerin kapılarını kırarak içeriye girip ve kıymetli eşyayı yağma etmiştir. Köyün maddi zararı şöyledir;

520 Koyun-keçi, 90 merkep, 80 at ve kısrak, 250 sığır, yorgan, döşek, ve bakır kap değeri; 5000 lira, 700 kile arpa, 80 kile buğday, 50 kile Fasulye, nohut ve mercimek, 50 adet halı-kilim

KÜPLÜ-YENI KÖY
Yüz otuz haneli ve bir cami ile iki okulu bulunan Yeniköy’deki Yunan mezalimi 11 Nisan 1921 tarihli köy halkının tanzim ettiği tutanak ta şu tüyler ürpertici cümlelerle anlatılmaktadır;

1- Köyün bütün evleri, bütün köy eşyasıyla birlikte yakılmıştır. Ve taş üstünde taş bırakılmamıştır.
2- Hasta olduğundan dışarı çıkamamış olan Şeyh Ahmet oğlu Ali ile Molla Halil oğlu Ali ve Alilerin Mustafa’nın validesi altmış yaşındaki Fatma kadın gayet feci bir surette şehit edilmiştir. Düşmanın firarından sonra merhumların ve merhumenin naaşları köyde  defin edilmiştir. Zaten köyde bunlardan başka bir şey kalmamıştır.
3- evlerimizde bulunan hayvanlarımızla, düşman işgalinden kırlara kaçırdığımız

koyun- keçi ile  60 sığır ve yirmi kadar araba düşman tarafından alınarak gasp edilmiştir.
4- Köy zahiresi ve yemeklik malzemelerden  Düşman alabildiğini almış ve geri kalanını köy ile birlikte yakmıştır. Ayrıca 100 kile arpa, 100 kile susam, 100 kile haşhaş, 100 kevgir pamuk 1100 okka eğrilmiş iplik düşman elinde mahvolmuştur.

KÜPLÜ-ŞÜKRANIYE (ÇATAK KÖYÜ)
1921 senesi Martı’nın 24. günü düşman bu köyden geçmiştir. Ancak Küplü ve Pazarcık tarafından öteberi almak için Yunan askerleri gelmiştir. Bu askerler yiyecek ve özellikle para vermeyen köy halkını çeşitli işkenceler yapmışlardır. Muhtar Süleyman Efendi’nin 80 yaşındaki annesini para vermedin diye dövmüşlerdir. 13 Nisan 1921 tarihli tutanakta belirtildiğine göre ise en büyük zararı giderlerken yapmışlardır. 28 Öküz, 18 inek, 48 tosun-dana, 160 koyun-keçi, 7 kısrak ve hesapsız miktarda tavuğu beraberlerinde götürmüşlerdir. Ayrıca 5 araba, 300 lira değerindeki eşya, 90 kile buğday, 42 kile burçak ve 39 kile arpa almışlardır..

KÜPLÜ-SÜLEYMANIYE KÖYÜ
15 Nisan 1921 tarihli tutanakta bildirildiğine göre; düşman köyde bir gece kalmış ve savaş yaparak ilerlemiştir. Bir hafta sonra ricalar üzerine tekrar Süleymaniye köyüne uğramıştır. Köyden koyun-keçi, araba, tavuk ve yumurta almıştır. Bu arada döverek, Muhtar Yusuf Ağa ile aza Mehmet oğlu Muharrem Ağa’yı öldürmüşlerdir.
Aşağıdaki rapor, Kurtuluş Savaşı Sırasında Nurer UĞURLU başkanlığında bir kurul tarafından hazırlanmıştır.


Bilecik


Bilecik bir felâket ve acılar diyarı. Demin sözünü ettiğim koku burada dayanılmayacak kadar fazla. Henüz dumanı tüten bu taş yığınları altında kim bilir ne kadar insan cesedi gömülü. Burada’ki tahribatın büyüklüğü korkunç. Bilecik ve Küplü'de büyük facialar olmuş. Buraların ahalisinden sağ kalanlar büyük bir bunalım ve heyecan içinde. Tecavüze uğramamış genç bir kız veya kadın kalmamış:

Bilecik dünden kalma bir Pompei. Her yer kül, is ve kurum içinde. Toprak altüst olmuş. Sık sık dinamitin tahribatını gösteren taş yığınlarına rastlıyoruz. Bazen de bu taş yığınları arasında iki güzel kız çocuğu ipek ipliği bükerken bizim kafilenin geçişini seyrediyorlar. Biraz ötede, kızını kurtarmak isterken, kafasına taşla vurularak öldürülmüş bir ihtiyarın mezarı.


Yapılan toptan imha işlerinden, her şehir ve kasaba payına düşeni almış. Bazen bir bahçe, çiçek açmış birkaç ağaç, bir meydan, bir çeşme, yapılanları hatırlatmaya yetiyor. Saatlerce bu harabeleri gezdik ve anlatılanları dinledik.


Her Yunan taarruzu, Anadolu'nun orta sınıf halkı ile şehir ve kasabalardaki burjuvaziye çok acı bir ders olmuştur. Bu halkın kendi kinleri, millî harekete karşı, açıkça söyleyemedikleri bazı eleştirileri vardı, ama düşmanın yaptıkları karşısında vatanseverlik duyguları uyanarak şahlanmış, "Ölürsem hiç olmazsa ailem ve vatandaşlarım için öleyim" diyerek mücadeleye katılmıştı.


Bugünlerde İnegöl’deki Türkler kasabalarına gelen Yunan askerlerine baltalarla karşı koymuşlar ve onlar da çareyi kaçmakta bulmuşlar.


Şafak vakti Küplüye geldik. Kasaba henüz uyanıyor.  Burada da harabeler, yıkık köprülerle karşılaştık. Arabamız, yoldaki engeller kaldırıldıktan sonra ilerleyebiliyor. Bir yokuşu inerken karşıdan gelen bir araba kafilesiyle karşılaştık. Bunlar yanan kasabalarını terk eden Yenişehir halkı. Hâlbuki burası bizim bugünkü gezimizin son durağıydı.


Artık savaş bölgesinin içindeyiz. Geçerken yol kenarındaki cesetlerle cephane yığınlarına şöyle bir göz attım. Hiç düşünmeden, alışılmış bir hareketle mendilimle burun deliklerimi kapadım, artık savaş alanındaki bazı görüntülere başımı çevirmeden bakabiliyorum. Topçu bataryalarını ve görünmeyen gözetleme yerlerini geçtik. Ormanlık bir yere geldik. Vadiler, tarlalar, ağaçlar ve çiçekler, her şey çok güzel. Ara sıra birkaç askere rastlıyoruz. Etraftaki sessizlik savaştan pek uzaklarda olduğumuz hissini veriyor.


Akşam dönerken, felâkete uğramış halkın oluşturduğu kafilelere yine rastladık. Gece, kamp yerinde, her köy ve kasabanın insanları bir ateş etrafında toplanarak son olayları anlatacaklar. Herkes ortak iki düşmandan başka bir şey düşünmez olmuş. Anadolu'daki İngiliz-Yunan işbirliği meyvelerini vermiş.
Ay ışığında, harabeler arasında bazı köylüler dolaşmakta. Üzerlerindeki, Anadolu halkının giydiği elbiselerin hatları seçiliyor, her şeyini kaybetmiş bu köylüler daha ilkel bir hayata zorlanmış.