Yok Olan Kültürümüz (Geleneklerimiz)

*  Küplü halkına minareden çağrı yapılarak, kaşıklarını alıp, zerde ve pilav yemeğe gelmeleri için  davet yapılıyordu.
*  Damat ve sağdıç’ın düğünden önce bataklıkta çamura yatıp içerek sarhoş olurlardı.
*  Erkek çocuklara, askere gitme hakkı diyerek, iki buçuk üç yaşına kadar süt emziriliyordu..
*  Ramazanlarda iftar vakti Tumbakaya eteğindeki sarnıç üzerinden top atılırdı.
*  Düğünlerde, damadın yanında mutlaka sadıç bulunurdu.
*  Damat Köy hamamında arkadaşları tarafından yıkanır, daha sonra yaşlılar eşliğinde tekbir getirilerek giydirilirdi.
*  Eski Han yerinde sünnet çocukları çalgılar eşliğinde giydirilirdi.
*  Sahur Davulunu, maniler söyleyerek, rahmetli Raşit KOLAY çalardı.
*  Bayram sabahı Raşit amca eşeğine küfeleri yükler, ev ev dolaşarak lokum ( cevizli ekmek ) börek ve bahşiş toplardı.

*  Çocukların sünnetinde kirveliği ( çocuk tutma işi ) 18 Süleyman lakaplı Süleyman amca yapardı.
*  Düğünlerde kadınlar sokak aralarında eğlenirdi. Sokak başlarına kilimler gerilir, böylece erkeklerin seyretmesi engellenirdi. Sokak başlarında düğün sahibi yakınları olan gençler nöbet tutardı.
*  Cenazesi olan ev’e,bir hafta süresince komşular tarafından yemek getirilirdi.
*  Bütün düğünlerde Rasim amca ( Rasim TEZKAYA ) düğün evine çeşmelerden su taşırdı.
*  Eskiden Hıdrellez her yıl (06 Mayıs tarihinde ) kutlanırdı. Sabah erken kalkılır, Kulaca mevkiine gidilir, bu mevkide kutlamalar yapılırdı. Ne anlama geldiği bilinmeyen bir adet vardı. Herkes eline ceviz dalı alır, birbirine dal ile vururdu. At koşturulur, piknik yapılırdı.

TÜRK HALK OYUNLARI


VARDIR YELDIR:
Bilecik'in Küplü köyünde incesaz yahut davul ve saz (bağlama) ile (bu takdirde davul tokmakla değil parmaklarla odada çalınır) iki kişi tarafından karşılıklı yürütülür. Çift olarak 8,10,12 kişi birlikte oyuna kalkabilirler. Yalnız erkekler tarafından oynanılırsa da, kadınlar ayrıca kendi meclislerinde de oynayabilmektedirler. Atalardan kalmalığı ihtiyarlarca biliniyor.


Bu köyde Zeybek oyununa da beş altı çift erkek hep birlikte kalkabilmektedirler.


Çifteteli oyun Havası   : Köyün en ünlü oyunudur. Düğünlerde diğer eğlencelerde kurulan masalar birer birer oyuna kaldırılır. Genelde kalabalık oynanır. Fakat Bu oyunun ustaları olarak kabul edilen kişiler vardır. O nedenle bu ustalar özel olarak oyuna kaldırılırlar ve Çiftetelli’nin  nasıl oynanması gerektiğini gösterirler.


Şimdiki nesilde bu oyunu en iyi oynayan Kişiler: Ahmet ŞAHIN - Izzettin Şahin - Mustafa KAHYA - Mehmet KARASU ( Yetim Mehmet ) - Şaban YILMAZ-


Ramazanlar  : Ramazan ayı büyük bir coşku ile beklenirdi. Kahveler sahura kadar açık olurdu. Kahvelerde çatka adı verilen oyun, iskambil oyunu, tombala oynanırdı.


Çatka Oyunu  : Bir sini içine 6 adet kahve fincanı dizilirdi.Üç yada 4 kişilik iki ekip oluşur,masanın her iki yanına geçerlerdi. 1.Ekip Sini içersindeki fincanların biri altına gizli şekilde 1 adet tavla zarı saklar ve masaya koyardı. 2.ekip bu zarı fincanları tek, tek kaldırarak, zarı 3 defada bulur ise, karşı ekip zarı bulan ekibe ya çay ısmarlar ya da lokum ikram ederdi. Zar saklama ve bulma işi ekipler arasında sıra ile yapılırdı.


Sahur vakti herkes evine gider, hazır olan sofraya otururdu. Genellikle susatmayan hafif yiyecekler yenirdi. Örneğin kahvaltı, börek, hoşaf. Hemen her sahurda pirinç pilavı bulunurdu.


Sahurdan sonra niyet edilirdi. İftar vakti ise sabırsızlıkla beklenir, Etli yemekler, Kuru fasulye, tatlı gibi gıdalar tüketilirdi. İftar zamanı Top atışı ile halka duyurulurdu.


Sahurda ise Davulcu ( yanında bir fenerci ile ) sokak, sokak dolaşır, davulunu çalar, maniler söyler, halkı sahura kaldırırdı.


Bir evin ışığı yanmadıysa, davulcu bu evin önünde ışık yanıncaya kadar çalıp mani söylerdi. Ramazan ayının 15.gününün sahurunda davulcu, her iki yanı küfe bağlı eşeği ile çıkar evlerden bahşiş ve börek toplardı.


Aynı bahşiş toplama işi Bayramın 1.günü de yapılırdı.


Bayramlar  : Bayram sabahı erkenden uyanılır,erkekler Bayram namazı için camiye gider,kadınlar ise bayram sofrası hazırlığına girişirlerdi. Bayram namazından sonra cami çıkışında herkes birbiri ile bayramlaşırdı. Daha sonra topluca Mezarlık ziyaretine gidilir ve eve dönülüp, Bayram sofrasına oturulurdu.


Bayram sofrasında olmazsa olmazlardan olan Cevizli lokum, kuzu kapama yemeği ve Baklava yenirdi.
Sofra sonrası ev halkı büyükten küçüğe doğru sıraya dizilir,en büyükten başlanarak, el öpülüp, Bayramlaşılır,. Çocuklara harçlıkları verilirdi. Hane büyükleri Bayramlaşmak için gelecek olan akraba, dost ve komşuları beklerken, küçükler diğer akrabalara bayramlaşmaya giderlerdi. Kahveye ancak akşamüzeri çıkılır, bu defa da kahvede dost ve arkadaşlarla bayramlaşılır’dı.


Bayramlarda köy dışında ikamet eden bütün çocuklar, hısım ve akrabalar köye gelirdi. Bu nedenle de köy tam bir şenlik yerine dönerdi. Bu sayede birbirini yılardır görmeyenler Bayram sayesinde görüşme ve hasret giderme imkânına kavuşurlardı.


Düğünler   ( Kız isteme )  : Kız isteme âdeti genelde yaşlılar tarafından, özellikle de erkeğin Annesi, Halası, Yengesinin kız evine gitmeleriyle gerçekleştirilirdi. Kız tarafı çoğunlukla birkaç gün süre ister, düşüneceklerini ve kızlarına danışacaklarını söyleyerek, cevaplarını ondan sonra vereceklerini beyan ederdi. Cevap eğer olumlu ise Erkek tarafı bu defa kız tarafına hazırlıklı gider o akşam mendil alınıp verilir ve nişan günü kararlaştırılırdı. Nişan kız tarafında yapılır ve masrafını kızın ailesi karşılardı.


Düğünler büyük bir çoğunlukla Temmuz Ağustos aylarında yapılırdı. Bunun nedeni ise yetiştirilen sebze ve meyveler hasat edilip, pazarlanır, elde edilen para ile düğün masrafları karşılanırdı.


Aileler arasında bir defa söz kesildi mi bu sözden dönmek hem erkek hem de kız tarafı için mümkün değildi. Öylesine de bir dürüstlük, namus anlayışı vardı.


Damat köy hamamında arkadaşları tarafından yıkanır ve yaşlılar tarafından tekbir getirilerek giydirilir ve hamamdan çıkarılırdı.


Sünnet çocukları ise Han avlusunda, çalgılar eşliğinde ve yine tekbir getirilerek giydirilirdi.


Sünnet çocuklarının kirveliğini mutlaka 18 Süleyman yapardı.


Düğün cumartesi günü öğleden sonra başlardı. Erkekler için Klarnet, Keman, Cümbüş, Darbukadan oluşan çalgı ekibi getirilirdi. Kadınlar ise sokak aralarında kına gecesi yaparlardı. Sokağın her iki yanına ip gerilerek, kilimler ile kapatılır, erkekler seyretmesin diye düğün sahibinin yakınları olan gençler nöbet tutarlardı.


Pazar günü Öğle namazına müteakip topluca gelin almaya gidilirdi. Gelin Babası, annesi ve diğer büyüklerinin elini öper, duvağını yüzüne çeker ve Babası tarafından kapı önüne indirilirdi. Kapı önünde Baba dua ederek, kızının beline kırmızı kuşak bağlar, çözer. Kuşak bağlama ve çözme işi 3 defa tekrarlanır.


Son olarak İmam dua okur ve Gelin At üzerine bindirilerek, çalgılar eşliğinde erkek evine getirilir.
Gelin at’tan inmeden önce Kayınpederinden bir hediye ister. Bu hediye genellikle bahçe, hayvan yada bir başka eşya olurdu. Kayınpederin verdiği hediye Gelini tatmin ederse At’tan indirilir ve Damat evine girerdi.


Bu sırada damat, önceden hazırladığı cebindeki bozuk para ve  şekerleri avuçlayarak, kalabalığın üzerine fırlatır. bu para ve şekerleri çocuklar kapışırdı.


Evler genellikle iki katlı, ahşap olduğu için damat gelini kucaklar ve merdivenlerden üst kat’a çıkartırdı. Bu arada birkaç yıllık evli diğer akraba erkekleri de eşlerini kucaklayarak, merdivenleri tırmanırlardı.
Gelinin yanında Kız tarafından  bir yenge mutlaka bulunurdu. Bu bir önemli adetti ve yenge yarın sabaha kadar damat evinde kalır, verilecek işaret mendilini alır, kız evine dönerdi.


Damat sağdıç!ı ile birlikte evden çıkar, Yatsı Namazına kadar pek görünmezlerdi. Sağdıç bu zaman zarfında gerdek gecesi hakkında damada bilgiler verir, inceliklerini öğretirdi.


Gelinin Damat evine getirilmesinden sonra pilav yenir ve masalar kurulup, eğlence safhası başlardı. Düğün evi meze olarak önceden hazırladığı çoban salatası, turşu, kavurma gibi yiyecekleri masalara dağıtırdı. Ayrıca her masaya, kişi adedine göre birer 35’lik veya 70’lik rakı bırakılırdı. Rakısı biten masa aralarında para toplayarak rakı aldırırdı. Hatırı sayılır masalara düğün evinden ikinci rakılar da getirilirdi. Masalara hizmet etmek için görevlendirilen kişiler olduğu gibi, bir de masaları sıra ile oyuna kaldıracak görevli bir kişi olurdu.


Görevli bazen birbirine dargın kişileri birlikte oyuna kaldırarak, barışmalarını sağlıyor, böylece sosyal bir hizmet daha yapmış oluyordu. Düğünlerde genellikle Çiftetelli ve kasap oyunu oynanırdı.


Bu düğün eğlencesinin en önemli özelliği ise çiftetelli veya kasap oyununu çok iyi oynayan kişileri oyuna kaldırıp, diğer kişilerin beğenisini kazandırmak ve bolca alkış almaktı.


Yatsı namazından sonra Camiden topluca çıkılarak, damat kapatma töreni yapılırdı. Cami cemaati ile birlikte tekbir sesleri ile damat evine gelinir, Damat kapıdan içeri sokulurken arkadaşları sırtına yumruk atardı.


Damat direk olarak gerdek odasına alınırdı. Önce iki rekat namaz kılar, sonra ise Gelin evinin yaptığı börekten yer ve gelini de alarak yatardı.


Gerdek sabahı sağdıç damat evine gelerek, damadı alıp hamama götürürdü. Bu aşamadan sonra sağdıç’ın görevi bitmiş olurdu.